EĞİTİMDE PARADİGMAL DEĞİŞİMLER

 

www.canaktan.org

 

      Anasayfa  Aktif Eğitim   Uzaktan Eğitim   e-öğrenme   Yaşamboyu Öğrenme    Disiplinlerarası Eğitim   Web Kaynaklar 
 

 

       Aktif Eğitim (Öğrenci Merkezli Eğitim)

 

Prof.Dr. C. Can Aktan

 

 

Eğitim-öğretimde metodolojik anlamda paradigmal yönelimlerden birisi literatürde “aktif öğrenme”, “probleme-dayalı öğrenme”, “öğrenci-merkezli eğitim” vs. şekillerde adlandırılan eğitim-öğretim yöntemleridir.

Probleme dayalı öğrenme, öğrenen odaklı bir eğitim yöntemidir. Bu yöntemde, öğretmenin temel rolü ve fonksiyonu öğrenen bireye öğrenme konusunda rehberlik etmek ve referans eğitim materyallerini sunmaktır.

Probleme dayalı öğrenme, yaşamın, karşılaşılan sorunları tanımak, bunların öneminin farkında olmak, bu sorunların nedenlerini anlamak, sorunları çözmek ve olası sorunları önceden gidermekle dolu olduğu düşüncesinden yola çıkarak, öğrenmenin tam ve yeterliliğe dayalı olması görüşüne hizmet eden bir yöntemdir. Bu nedenle bir problemden yola çıkılması ve problemin  çözümü aşamasında gereksinim duyulan temel bilgilerin öğrenme hedefi yapılarak, öğrenen tarafından aktif biçimde araştırılması  öngörülmüştür. Burada amaç sadece belirli bir konunun çözümlenmesi değil, o problem aracılığı ile gündeme gelen yeni öğrenme hedeflerinin ortaya çıkarılması ve problem çözme çabası içinde sorgulama, araştırma, tartışma vb becerilerin edinilmesidir. Bu bir başka tanımlama ile öğrenmeyi öğrenme eylemi olarak isimlendirilebilir.[1]

Probleme dayalı öğrenme; öğrenciye, meslek yaşantısında karşılaştığı sorunları çözerken mantık yürütme, analiz etme, sentezleme, bilgiye ulaşma ve yorumlama becerisi verme, ayrıca düşünen, sorgulayan ve araştıran bireyler yetiştirme amacına yönelik bir eğitim yöntemidir. (Çiçek ve diğerleri, 2004.)

Probleme dayalı öğrenme, literatürde “aktif eğitim” olarak da adlandırılmaktadır. Aktif eğitim, öğrenene öğrenme sürecinin çeşitli yönleriyle ilgili karar alma fırsatlarının verildiği ve öğrencinin öğrenme sırasında zihinsel yeteneklerini kullanmaya zorlandığı bir süreç şeklinde karşımıza çıkmaktadır. (Çiçek ve diğerleri, 2004.) “Aktif eğitim” ya da “aktif öğretim” adı verilen eğitim yönteminde eğitmen konumunda olan kişi (öğretmen), “yönlendirici” bir konumdadır ve öğrencinin derslere aktif olarak katılımını sağlamaktadır. Aktif eğitim/öğretim son yıllarda sadece yüksek öğretim sisteminde değil, tüm eğitim sisteminde genel kabul gören bir yöntem olarak yaygınlaşmaktadır.

Merkezden uzaklaşıp grubun bir parçası durumunda olan klasik eğitim yöntemindeki öğrenci anlayışı; aktif eğitim sistemiyle problemi sahiplenen, öğrenme konularını tartabilen ve merkezi öğrenci olan bir sistem olmuştur. Belirli bir problemin, öğrencilerin dersi anlamada ve öğrenmede yararlı olabileceği düşünülerek, konunun tüm yöntemleri ile öğrenilmesi sağlanabilir. Bunun için kullanılan yöntem, senaryolaştırma sistemidir. Öğrenci, tıpkı bir senaryo içindeymiş gibi rolünü oynamak üzere motive olur. Amaç, senaryonun öğrenme hedeflerindeki mesleki bilgilerin çok hızlı alınmasını sağlamak ve ilgili konuların tartışılmasını sağlamaktır. (Kaltakçı & Arslan:2004.)

Öğrenci merkezli eğitim sisteminin öncülerinden Rus düşünürlerinden Lev Semenovich Vygotsky’a göre, bireyler arası etkileşim öğrenmenin temelidir. Bireyler arası yapılacak bu etkileşim var olan bilginin irdelenmesini ve yeni kuramlara ulaşılmasını sağlar. Bu tip bir etkileşimin oluşması için önceleri sınıf, okul veya kurs gibi fiziksel ortamlar kullanılırken; günümüzde teknolojinin de hayatımıza girmesiyle bu ortamlara ileti (e-mail), chat, e-gruplar, radyo ve televizyon hatta son yıllarda yapılan büyük atılımlarla mobil telefonlar dahi eklenmeye başlanmıştır. Bu zenginleşen etkileşim ortamları sayesinde birey daha kolay ve daha çok insanla etkileşim kurabilmektedir. Sonuç olarak, bu sayede öğrenci kendisinden daha bilgili olan bir çalışanla iletişim kurarak kendi bilgisini arttırabilmektedir. Vygotsky’e göre öğrenmede ikinci önemli ilke, bireyin bildiklerini kullanarak ve dışarıdan gelecek yardımla birlikte öğreneceği bilgi düzeyinin belirlenmesidir. Bu ilkeye göre öğrenmek isteyen herkes mevcut bilgisini bir başkasının yardımı ile çoğaltması mümkündür. Dolayısıyla bireye düzeyinin biraz üstündeki öğrenme malzemesi öğretmenin kılavuzluğunda verilmelidir ki önsel bilgilerin işe koşulması ve yeni bilgi inşası meydana gelebilsin. Bu adımda eğitmenlerin en önemli yardımcıları yine teknoloji ve daha kesin bir dille bilgisayarlardır. Bilgisayar ve onun sağladığı çevrimiçi ortamın avantajlarıyla, öğrencinin daha önce edinmiş olduğu bilgileri bir plan çerçevesinde yeni bilgilere ilişkilendirilmesi sağlanabilmektedir. Bunu gerçekleştirirken eğitmen ve öğrenciler zaman sınırlaması altında kalmadan, istedikleri her mekanda bu etkinliği sağlayabilirler daha da önemlisi ilk seferde öğrenemeyen öğrenciler istedikleri kadar tekrar yapabilirler. (http://cet.boun.edu.tr)

Vygotsky’nin öğrenci merkezli öğrenme literatürüne katmış olduğu diğer bir kavram da “aracıyla öğrenme” kavramıdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz öğretmen-bilgi-öğrenci üçgeninde, öğretmen bilgi ile öğrenci arasında bir arabuluculuk görevini yerine getirmektedir. Gerçekçi olan, öğrencinin aşina olduğu, yeterince karmaşık ve problemler içinde veya bunlar vasıtasıyla işlenen bilginin, öğrencinin varolan bilgisiyle adeta bir uzlaşma gerçekleştirmesi için öğretmen etkinlik organizasyonu yapmasıdır. Dolayısıyla, yapısalcı öğrenme yaklaşımında öğrenme malzemesinin öğrenciye sunumu genellikle bir problemle başlamalıdır. Böylece, öğrenci varolan bilgisini kullanarak onu çözmeye çalışacaktır. (http://cet.boun.edu.tr)

Önemle belirtelim ki, 21. yüzyıl yüksek öğretim sistemi bilgi ve iletişim teknolojilerine bağlı olarak şekillenmektedir ve “eğitim” yerine “öğrenme” kavramı önplana geçmektedir. Eğitim, etken bir eylemdir. Daha açık bir ifadeyle, eğitimden söz edildiğinde bir tarafın aktif, diğer tarafın ise pasif olduğu bir durum sözkonusudur. Eğitici, pasif durumda olan öğrenciye bilgi aktarmaya çalışmaktadır. Geleneksel eğitim sisteminde bu yöntem geçerli olmuştur. Oysa “öğrenme”,  kişinin bizzat kendi çabaları ile bilgi edinmeye çalışmasıdır. Günümüz bilgi toplumunda “E-öğrenim” (e-learning) olarak adlandırılan eğitim yönteminde probleme dayalı öğrenim (aktif eğitim) büyük ölçüde bilgi ve iletişim teknolojileri yardımıyla yürütülmektedir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, geleneksel eğitim sistemi eğitici/öğretici odaklıdır. Geleneksel eğitim sisteminde savunulan konulardan biri öğretici (instructor) temelli sınıflarda öğrenciyle karşılıklı etkileşimin (interactivity) yüksek olması gerekçesidir. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta bu etkileşimin oranı, kalitesi ve etkileşim sonucunda oluşacak öğrenmedir. Geleneksel eğitim sisteminde etkileşimin kalitesinin artırılması için gerekli multimedya donanımının maliyetler nedeniyle tüm derslikler düzeyinde kullanılamaması önemli bir problemdir. Ancak bilgi çağında bilgi ve iletişim teknolojilerindeki akıl almaz gelişmeler sayesinde bilgiye erişimin kolaylaşması ve maliyetlerin azalması nedenleriyle geleneksel “eğitici temelli” (instructor based) eğitim sistemi çok süratli bir şekilde terk edilmekte ve bu sistem yerini “öğrenim temelli” (learned based)  “e-öğrenme” sistemine bırakmaktadır. Paradigma artık öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli bir paradigmaya doğru değişmektedir. Öğrenen temelli eğitim (learner based education) olarak adlandırılan yeni paradigma sanal eğitim (virtual education), uzaktan  eğitim (distance education) veya karışık öğrenme (blended learning) ile birlikte geleneksel eğitim sisteminde paradigma değişimine yol açmıştır.[2]


 

[1] DEÜ Tıp Fakültesi Eğiticilerin Eğitimi Komitesi, (2002). Probleme dayalı öğrenim, Dokuz Eylül Yayınları, 2002

[2] B.Gültekin Çetiner, Nedim Türkmen, Oğuz Borat, “Yüksek Öğretimde Paradigma Değişimi”, http://www.drcetiner.org/yuksek_ogretimde_paradigma_degisimi_paradigma_kaymasi.htm


 

Çalışmanın tamamı için bkz:

Coşkun Can Aktan, “Yüksek Öğretimde Değişim: Global Trendler ve Yeni Paradigmalar”, içinde: C.Can Aktan, Değişim Çağında Yüksek Öğretim, İzmir: Yaşar Üniversitesi Yayını, 2007.

     

www.canaktan.org- Copyright 2007 © - All Right Reserved