DEMOKRASİ VE ELEŞTİRİLERİ

 

Yazar: Robert A. Dahl

Çeviren: Memduh Aslan

 


 

 

DEMOKRATİK SÜRECİN KRİTERLERİ

 

Şimdi, bazı insanların bir siyasal düzen tesis etmek istediklerini varsayalım. Dahası, bu grup için demokratik bir siyasal düzeni haklı gösteren varsayımların varlığını kabul edelim. Bu varsayımların kabul edilebilir olması nedeniyle onların demokratik bir düzeni benimsemeleri gerektiği sonucuna varmaktayız ve bu nedenle demosun[2] kararlarını almasını sağlayan bu süreç belirli kriterlere uygun olmalıdır. Bu sürecin belirli kriterlere uygun olması gerektiğini söylerken, birisinin bu varsayımlara inanması halinde, o kriterlerin istenilirliğini de mantıken doğrulamak zorunda olduğunu söylemek istiyorum; bunun aksine, kriterleri reddetmek için varsayımlardan birini veya birkaçını reddetmek de gerekmektedir.

Beş kriter, varsayımların geçerli olduğu herhangi bir oluşumda, önerilen  yöntemlerin değerlendirileceği standartlardır –dilerseniz buna ideal standartlar da diyebiliriz. Bunlara mükemmel bir biçimde uyan her süreç mükemmel bir demokratik süreç olacaktır ve oluşumun yönetimi de mükemmel bir demokratik yönetim olacaktır. Mükemmel bir demokratik sürecin ve mükemmel bir  demokratik yönetimin gerçekte hiçbir zaman varolamayabileceğini kabul ediyorum. Bunlar, gerçeklikteki durumların karşılaştırılabileceği insani  olanaklar konusundaki fikirleri ortaya koymaktadırlar. Bu kriterler  hiçbir  zaman mükemmel bir biçimde yerine getirilemese de göstereceğim üzere,  gerçek dünyadaki olanakların değerlendirilmesinde yararlı olmaktadırlar. Doğal olarak bunlar değerlendirmede varolan bütün yargılama öğelerini ortadan kaldırmamaktadırlar. Örneğin bir kriter, çoğunluğun yönetimi gibi herhangi bir özel yöntem belirtmemektedirler çünkü, özel yöntemler bu kriterlerden doğrudan ortaya çıkmamaktadır. Ayrıca yargılar, demokratik bir oluşumun içinde gelişmek durumunda olduğu özgül tarihsel koşulları da dikkate almak zorundadırlar. Ancak, demokratik teorinin, diğer bütün normatif teorilerde olduğu gibi, alternatif öneriler arasında bir tercih yapmanın gerekli olduğu her somut durum için geçerli, hiçbir biçimde tartışılmaz cevaplar getirmemiş olması şaşırtıcı olmamalıdır.

Şimdi, varsayımlarımızla eşsiz bir şekilde tutarlı olabilecek ve böylelikle demokratik bir sürecin ayırt edici özelliklerini bize verecek olan kriterler nelerdir?

 

ETKİN KATILIM

 

Bağlayıcı kararların alınması sürecinde vatandaşlar, ortaya çıkacak sonuç hakkında kendi tercihlerini ifade etmek için gerekli ve eşit imkana sahip olmalıdır. Vatandaşlar, gündemin sorunlarını belirlemek ve bir kararı başkalarının yerine benimsemek için hangi nedenlerin olduğunu ifade etmek bakımından gerekli ve eşit imkana sahip olmalıdır.

Bir vatandaş için etkili katılım açısından gereken fırsatların dışlanması, tercihleri bilinmeyeceği veya yanlış algılanacağından dikkate alınmayacak anlamına gelmektedir. Fakat, nihai sonuçla ilgili tercihlerinin eşit biçimde dikkate alınmaması, çıkarların eşit bir biçimde değerlendirilmesi ilkesinin ihlali demektir.

 

OY KULLANMA EŞİTLİĞİ

 

Ortak kararların karşılaştırılma aşamasında her vatandaş, diğerinin ifade ettiği tercih ile eşit ağırlıklı olarak işleme tabi tutulacak bir tercihi ifade etme konusunda güvence altına alınmış eşit  olanağa sahip olmalıdır. Karar alma aşamasında sonuçların belirlenmesinde bu tercihler dikkate alınmalıdır.

Tercihler, elbette, normal olarak oy verme ile anlatmak istediğimiz şey demek olduğundan, bu kriterlerin kararlaştırma aşamasında oy kullanma eşitliğini gerektirdiği söylenebilir.

Açıktır ki, bunun gibi bir gereklilik, Eski Yunan’dan bu yana demokratik teori ve pratiğin ana dayanaklarından biri olmuştur.  Fakat, hangi rasyonel zeminde? Bunun haklılaştırılması, öyle sanıyorum ki, karar alma aşamasındaki oy kullanma eşitliğinin vatandaşların doğal eşitliğini ve Kişisel Özerklik Varsayımını  gereğince korumak için zorunlu olduğu konusunda pratik bir yargıya dayanmaktadır. Bu olmadan vatandaşlar kararlar üzerindeki etkileri bakımından, potansiyel eşitsizliklerin sürekli bir biçimde ortaya çıkmasına yönelik bir beklentiyle karşı karşıya kalacaklardır ve siyasal bakımdan eşit kişiler olarak, kendi çıkarlarının, kendileri tarafından yorumlandığı biçimiyle, eşit ağırlık taşıyıp taşımadığı konusunda karar verebilecekleri bir üst denetleme mekanizması da bulunmamaktadır. Diğer kaynaklardaki eşitsizliğin bazı insanlara, kendi çıkarlarının özel bir işlem görmesi olanağını sağlaması ve başkalarını engellemesi gibi, karar alma aşamasında eşit oy verme şartı olmadığı takdirde, oylardaki eşitsizlik, sonuçta, Çıkarların Eşit Değerlendirilmesi ilkesi'nin de ihlal edilmesine yol açmış olacaktır.           

Bununla birlikte, kararlaştırma aşamasında oy kullanma eşitliğinin açıkça belirtmediği noktaya dikkat edelim. Öncelikle, oy kullanma eşitliği  karar alma aşamasından önceki aşamalarda gerekmemektedir. Bir demos,  makul olarak, bazı insanların çıkarlarının, onların oylarının önceki aşamalarda  daha fazla ağırlık vermek suretiyle eşit bir biçimde değerlendirileceklerine karar verebilir. Aynı esaslar üzerinde, demos, bazı kararları, oyların eşit  ağırlık taşımadığı vatandaş gruplarına devredebilir. Bu tür düzenlemeler istisnai olmakla birlikte,  demokratik ülkelerde tarihsel olarak gerçekleştiği üzere,  buradaki kriteri mutlaka ihlal etmeleri söz konusu değildir. Ancak, demos bu tür düzenlemeleri amaçların gerçekleştirilmesinde başarısız olmaları halinde veya demosun ortak kararlar üzerindeki nihai denetimini kaybetmesine yönelik bir tehlike ortaya koyduklarında değiştirmekte arak özgür değilse, bu durumda kriter de ihlal edilmiştir.

Dahası, kriter özel bir oy verme veya seçim metodunu belirlemiş değildir. vatandaşların kendi tercihlerini ifade etmek bakımından eşit imkanlara sahip olmaları şartı, oyların veya oy kullananların gelişigüzel bir biçimde, yani kurayla belirlenmesi halinde yerine getirilmiş olabilir. Oy verme eşitliği, her vatandaşın eşit sayıda seçmenin veya sakinlerin bulunduğu bölgelerde eşit oy hakkına sahip olduğu anlamına da gelmemektedir; bir nispi temsil sistemi de pekala veya daha iyi hizmet verebilir. Vatandaşların kendi tercihlerini en iyi biçimde nasıl ifade edecekleri ve ne tür özgül kurallar ile yöntemlerin benimsenmesinin gerektiği, ek pratik yargıları gerekli kılan sorulardır. Fakat buradaki kriteri daha iyi bir biçimde karşılayan yöntemler, kriteri daha kötü kılanlara tercih edilmelidirler. Daha iyi olan yöntemin daha kötüye tercih edilmesi gerektiği, sık görülebilecek bir durum olarak, önerilen tüm yöntemlerin bazı yönlerden eksikliklerinin olması halinde de geçerlidir.

Son olarak, buradaki kriter , bir oluşumun kendi kararları için çoğunluk yöntemi ilkesini benimsemesini açıkça zorunlu kılmamaktadır. Sadece, çoğunluk yönetimi ile bunun alternatiflerinin, çıkarların eşit biçimde değerlendirilmesi ilkesi gibi bu kriteri haklılaştıran ilkeler ve varsayımlarda dahil olmak üzere, bu veya başka bir kritere göre değerlendirilmesini gerektirmektedir ve bu kriteri en iyi karşılayan çözüm benimsenmelidir. Dolayısıyla, çoğunluk yönetiminin en iyi çözüm olup olmadığı konusu açıkta bırakılmıştır. Çoğunluk yönetimin ve bunun alternatiflerinin ortaya koyduğu sorun, şu an için hiç bir doyurucu çözümün bulunmadığı son derece zor bir sorundur. Karara ilişkin hangi kuralın oy kullanma eşitliği kriterini en iyi şekilde karşıladığı hakkında, genel olarak veya özel bir bağlam içinde hüküm vermek, oy kullanma eşitliğini kabul etmiş insanların üzerinde anlaşamadıkları bir sorudur ve bu anlaşmazlık sürmektedir.

Yönetime etkin katılım ve oy kullanma eşitliği kriterlerini karşılayan herhangi bir oluşumun kendi kendini, bu sınırlı ölçü içinde, demokratik bir süreçle yönettiğini söylemek, sanırım, tarihsel kullanımla tutarlıdır. İlerde ortaya çıkacak bazı önemli ayrımlara yer vermek için, böyle bir oluşumun dar anlamda demokratik bir süreç ile yönetildiğini söylemek istiyorum. Bu süreç, her ne kadar, kapsam bakımından tam anlamıyla demokratik bir süreçten daha dar ise de, bu iki kriter, çok sayıda mümkün yöntemleri değerlendirmemize olanak sağlamaktadır. Elbette, bu kriterler, bir yöntemin bir kritere nazaran iyi fakat diğerine göre kötü olduğu durumlar açısından belirleyici olamazlar. Normal olarak, herhangi bir değerlendirme, özel durumun gerçekleri veya insan davranış ve eyleminin genel eğilimleri ve düzenlilikleri hakkında ek yargıları gerektirecektir. Yine de, bu kriter tamamen boş değildir. Burada katı bir tutum ortaya koymayacaksam da, kararların gelişigüzel seçilmiş bir vatandaş grubu tarafından alınmasını sağlayan yöntemlerin , buradaki kriteri , bir vatandaşın diğer vatandaşlar adına karar verdiği bir yöntemden daha iyi tatmin edeceğini veya, karar alma aşamasında her vatandaşa bir oyluk pay veren bir oy kullanma düzeninin, bazı vatandaşların on oya sahip olmalarına karşılık diğerlerinin hiç oy sahibi olmadıkları bir düzenlemeye göre bu kriteri daha iyi karşılayacağını reddetmek zordur. Bununla birlikte, bu gibi olasılıklar hakkındaki yargıların tam anlamıyla sıkı bir tutumdan çıkan çürütülmez sonuçlar niteliğinde olduğunu anlatmak istemiyorum.

 

İYİ KAVRAMA

 

Belirtmiş olduğum gibi, bir demosun varlığı, kompozisyonu ve sınırları hakkındaki yargılar büyük ölçüde tartışmalıdır. Dolayısıyla, gereken kararların alınması bakımından bazı vatandaşların diğerlerinden daha özellikli olduğu ileri sürülerek, böylesi yargılara doğrudan karşı çıkılabilir. Uzun uzadıya anlattığımız üzere bu itiraz, elbette, vesayet altındaki demokrasiye meydan okuyabilir. Şimdi üzerinde durmak istediğim şey, aşağıdaki gibi oluşabilecek olan ikinci bir itirazdır:

İtiraz eden kişinin kabul edebileceği gibi vatandaşlar, bir bütün olarak alındıklarında, iyi özelliklere sahiptirler, Ayrıca, aralarından veya başka üyelerden veya üye olmayanlardan hiçbirinin demos yerine karar vermesini garantileyecek kadar üstün özelliklere kesinkes sahip olmadıkları konusunda da aynı şeyi düşünüyorum. Fakat, bütün bunlara rağmen, vatandaşların olabilecekleri kadar iyi niteliklere sahip olmadıklarını sanıyorum. Kendilerini istedikleri amaçlara götüren araçlar konusunda yanlış yapmaktadırlar; ayrıca daha iyi bir biçimde bilinçlendirilmiş olmaları halinde reddedecekleri amaçları tercih etmektedirler. Bu durumda, onların, dar bir biçimde tanımlanmış bir demokratik sürecin kriterlerine göre tatmin edici olan yöntemlere göre kendi kendilerini yönetmeleri gerektiği görüşüne katılıyorum. Yine de, birden çok sayıdaki farklı yöntemler kriterleri eşit bir biçimde tatmin etmekle birlikte, bunlar arasında, bazılarının daha aydınlanmış bir demosa -ve dolayısıyla daha iyi kararlara- yol açması diğerlerine göre daha olasıdır. Elbette bunlar daha iyi yöntemlerdir ve diğerlerine tercih edilmeleri gerekmektedir.

Sanıyorum ki, birisi, aydınlanmanın demokrasiye hiçbir etkisi olmadığını söyleyerek buna karşı çıkılabilir. Fakat, bunun aptalca ve tarihsel açıdan yanlış bir iddia olacağını düşünüyorum. Aptalcadır çünkü, demokrasi, çoğu kez "halk tarafından yönetim"in "halk"ın istediğini ya da en iyi olarak gördüğü şeyi almasına, en iyinin ne olduğunu bir seçkinler grubunun belirlediği koruyuculuk gibi alternatif sistemlerden daha fazla imkan veren bir sistem olarak anlaşılmıştır. Fakat, ne istediğini veya neyin en iyi olduğunu bilmek için halkın en azından bir ölçüde aydınlatılmış olması gerekmektedir. Ayrıca demokrasinin savunucuları bunun büyük ölçüde farkında olduktan ve bilgilendirilmiş ve aydınlatılmış bir demosun varolmasını sağlayan eğitim ve kamusal tartışma gibi araçlara büyük önem verdikleri içindir ki, itiraz tarihsel olarak da yanlıştır.

Dolayısıyla, üçüncü bir kriter eklemek suretiyle demokratik sürecin anlamını açıklığa kavuşturmayı öneriyorum. Maalesef, anlam bakımından zengin ve buna uygun olarak da karmaşık sözcüklerin dışında, sözünü edeceğim kriteri nasıl formüle edeceğimi tam bilmiyorum. Bununla birlikte, aydınlanmış anlama kriterini şöyle formüle edeyim:

 Her vatandaş, vatandaşların çıkarlarına en iyi şekilde hizmet edecek biçimde karar bağlanması gereken bir konuyla ilgili tercihini bulup ortaya koymak ve (bir karara duyulan ihtiyacın izin verdiği süre içinde) geçerli kılmak için gereken olanaklara eşit olarak sahip olmalıdır.

Bu kriter, o halde, kararların alınmasındaki alternatif yöntemlerin vatandaşlara sağladığı, amaçlarla araçlar, bir kimsenin kendi çıkarları ile bu çıkarlar yönündeki politikaların sadece kendisi için değil, ilgili diğer tüm insanlar için beklenen sonuçları konusunda bir anlayışa sahip olması yönünde sağladığı imkanlara göre değerlendirilmelidir. Vatandaşın iyiliğinin veya çıkarlarının bir kamusal iyiye veya genel çıkara dikkat edilmesini gerekli kılması ölçüsünde vatandaşların bu, konularla ilgili bir anlayışa sahip olma imkanlarının varolması gerekmektedir. Kriter belirsiz olabilirse de, kurumların alması gereken biçimi belirlemek bakımından bir kılavuz işlevi görmektedir . Nitekim bu kriter sağlanması halinde vatandaşların farklı bir karara ulaşmalarını pekala sağlayabilecek olan bilgiyi kesip atacak veya baskı altına alacak veya hayati önemi olan bilgiye bazı vatandaşların diğerlerinden daha kolay erişmelerini sağlayacak veya vatandaşların önüne, zaman olmasına rağmen tartışılmaksızın karara bağlanması gereken bir karar gündemi getirecek olan veya bu gibi yöntemleri haklı göstermeyi zorlaştırmaktadır. Elbette, bunlar kolay örnekler gibi görünebilir fakat, siyasal sistemlerin büyük bölümü -belki de çoğu- daha iyi olanlar yerine daha kötü olan yöntemlere göre işlemektedirler.

 

GÜNDEMİN İZLENMESİ

 

Herhangi bir oluşum bu üç kriteri da tatmin edecek ise, bunu, gündemine göre ve demosla ilgili olarak, tam anlamıyla şekli bir demokrasi diye görmek yerinde olacaktır. Buradaki kriterler , demokratik bir bakış açısından olabilecek en iyi siyasal sistemin boyutları biçiminde anlaşılmalıdır; gerçekte varolan hiçbir sistemin bu kriterleri mükemmel bir biçimde tatmin etmesi beklenemezse de, sistemlerin bu kriterlere ne denli yakınlaştıklarına göre daha çok ya da daha az demokratik diye ve bu ölçüde de iyi ya da kötü diye değerlendirmek mümkündür.

Yine de, bir sistemin "bir gündeme göre" ve "demosla ilgili olarak" tam anlamıyla demokratik bir süreç tarafından yönetildiğini söylemek, bu üç kriterin tam olmamaları ihtimalini akla getirmektedir. Niteleyici iki cümlecik – demokratik karar alma süreçlerinin  dar kapsamlı bir süreçle bir gündemle sınırlandırılmış veya büyük ölçüde dışlayıcı bir demosa cevap verici olması yahut her ikisinin birlikte bulunması anlamında sınırlandırmaların mümkün olduğunu ima etmektedir. Bir demosun uygun ölçüler içinde kapsayıcı olup olmadığı ve gereğince oluşmuş bir gündem üzerinde denetimini uygulayıp uygulamadığı hakkında yargıya varabilmek için ek ölçülere ihtiyaç vardır.

Dördüncü bir kriterin neden gerekli olduğunu .daha açık bir biçimde görebilmek için, Makedonyalı Philip'in, Atinalıları Chaeronea'da yenmiş olmakla, Atina meclisinin dış ve askeri politika alanlarında herhangi bir karar alma yetkisini kaldırmış olduğunu düşünelim. Vatandaşlar yılda yaklaşık kırk kez toplanmaya devam etmektedirler ve sorunları karara bağlamaktadırlar ama, en önemli bazı konularda sessiz kalmaları gerekmektedir. "Yerel" konularla ilgili olarak, Atina kent-devleti eskiye göre daha az demokratik değildir fakat, dış ve askeri ilişkilerli ilgili olarak Atinalılar artık hiyerarşik bir biçimde Philip veya onun memurları tararından yönetilmektedirler. Şimdi, Atina'nın tam olarak demokratik olduğunu veya eskisi kadar demokratik olduğunu söylemek isteyecek miyiz?

Yabancı denetimi buradaki konuyu daha dramatik kılmakla birlikte, gündem üzerindeki denetim, vatandaşların elinden, onların içlerinden çıkan bazı üyeler tarafından da alınabilir. Ele aldığımız üç kriterin görece iyi bir biçimde karşılandığı ve buna ek olarak vatandaşların hakkında karar verebilecekleri konularla ilgili olarak hiçbir sınırlamanın bulunmadığı bağımsız bir ülke düşünelim. Bunların ortak karar alma gündemi tam anlamıyla açıktır. Demokrasi aleyhtarı bir hareketin bir şekilde gücü ele aldığını  varsayın. Kendi vatandaşlarının demokratik duygularını yatıştırmaya yönelik bir hareketle, yeni yöneticiler eski anayasayı yürürlükte tutsunlar. Bununla birlikte, bu anayasayı bir açıdan değiştirmiş olsunlar. Bu değişiklikten sonra insanlar, eski demokratik kurumlarını sadece bir iki konuda -sözgelimi trafik denetimi, sokakların bakımı ve yerleşim bölgelerinin tespiti gibi tümüyle yerel sorularla ilgili olarak- kullanabileceklerdir. Yöneticiler, bunların dışında kalan konulan tamamen kendi denetimlerinde tutmaktadırlar.

Yeni sistem, ilk üç kriteri mükemmel bir biçimde karşılamakla ve "gündemine göre tümüyle demokratik" olmakla birlikte, demokrasinin cinsiyet değiştirmiş bir biçimi olacaktır. Çünkü vatandaşlar, yöneticilerin iğdiş edilmiş demokrasinin aşağılayıcı bir biçimde daraltılmış olan gündeminde kalmasına izin verdiklerinin dışında kalan ve kendilerinin önemli olduğuna inandıkları konularda demokratik bir biçimde karar verememektedirler. Demokratik olmayan yöneticilerin gündem üzerindeki denetimleri daha az belirgin ve daha üstü kapalı olabilir. Bazı ülkelerde, örneğin, askeri önderler seçilmiş sivillerin sözde denetimleri altındadır ama seçilmiş siviller, kararlarını ordunun istekleri doğrultusunda biçimlendirmedikleri takdirde mevkilerini yitireceklerini veya daha kötüsünün başlarına geleceğini bilmektedirler.

Bu düşünceler, dördüncü.bir kriteri , gündemin nihai olarak demos tarafından denetlenmesini ortaya atmaktırlar.

Demos konuların demokratik sürecin araçlarıyla kararlaştırılması gereken gündem maddeleri arasında nasıl yerleştirileceği konusunda karar vermek için başkalarını işin içine karıştırmayan dışlayıcı bir imkana sahip olmalıdır.

Nihai denetim kriteri, belki, bir demokraside halk son sözü söylemeli, egemen olmalıdır derken anlatmak istediğimiz şeydir. Diğer üçü yanında bu kriteri da tatmin eden bir sistem, kendi demosu ile ilgili olarak tamamen demokratik bir sürece sahip bir sistem olarak görülebilir.

Bu kritere göre, bir siyasal sistem, demosun her konuda her türlü kararı almak yerine, bazı konulardaki bazı kararların, sözgelimi hiyerarşik bir biçimde yargıçlar veya idareciler tarafından alınmasını tercih etmeyi kararlaştırması halinde bile tam olarak demokratik bir süreci uygulamış olacaktır. Demos, herhangi bir konuyu kendisi tarafından karara bağlanacak bir konu haline getirebildiği sürece, buradaki kriter de karşılanmış olacaktır. O halde, bu bakımdan, burada sunulan demokratik süreç kriteri, karar almanın başkalarına devredilmesi konusunda, Rousseau'nun Toplumsal Sözleşmede yer alan tuhaf demokrasi tanımının elverdiğinden çok daha geniş bir alan bırakmaktadır. Çünkü, demokrasiyi böyle bir devri olanaksız kılacak bir biçimde tanımladığı için Rousseau, "Tanrılardan oluşan bir halk olsaydı, kendi kendini demokratik bir biçimde yönetirdi. Böyle bir mükemmel yönetim insanlar için uygun değildir" (Rousseau 1978, kit. 3, böl. 4, s. 85).

Dolayısıyla, nihai denetim kriteri, demosun bağlayıcı bir kararı gerektiren her soruda karar vermek bakımından gereken niteliğe sahip olduğu yolunda bir yargıyı önceden kabul etmiş değildir. Bu kriter, demosun (1) hangi konuların bağlayıcı karar almayı gerektirip gerektirmediğini, (2) bağlayıcı karar almayı gerektiren konulardan hangisinde demosun karar verme yeterliliğine sahip olduğunu ve (3) demosun otoriteyi devretmesinin koşullarının kararlaştırma yeterliliğine sahip olduğunu bir ön kabul olarak benimsemektedir. Bu kriteri yerinde bir kriter olarak görmek, dolayısıyla, demosun kendi ehliyeti ve sınırlan konusunda karar verecek en iyi yargıç olduğunu içermektedir.

Devir ile anlatmak istediğim .şey, otoritenin demosun yeniden canlandırmasına tabi olacak tarzda, geri alınabilecek bir biçimde verilmesidir. Ampirik olarak, elbette, devir ile elden çıkarma arasındaki sınırlar her zaman belirgin değildir ve devir olarak başlayan şey elden çıkarma ile sonuçlanabilir. Dahası, nihai gündemin gizli bir biçimde demokratik sürecin dışında kalan -daha önce verilen örnekte olduğu üzere, ordu gibi- önderler tarafından kontrol altında tutulup tutulmadığı hakkında karar vermekle ilgili ampirik sorun, kontrolün doğası gereği gizli olması nedeniyle karmaşık bir sorun haline gelmektedir fakat çizginin çekilmesi pratikte ne denli zor olursa olsun devir ile elden çıkarma arasındaki teorik ayrım yine de hayatı bir öneme sahiptir. Tam anlamıyla demokratik bir sürecin işlediği bir sistemde, devir ile ilgili kararlar demokratik usûllere göre verilecektir. Fakat, nihai gündem üzerindeki denetimin elden çıkarılması (veya bu kontrolün demokratik sürecin dışındaki önderler tarafından ele geçirilmesi), nihai denetim kriterini açıkça ihlal edecektir ve vatandaşlar aramda tam bir eşitlik durumunun varolduğu yargısı ile tutarsız olacaktır.

Nihai denetim kriteri, bir demos ile ilgili olarak tam anlamıyla demokratik bir sürecin gereklerini tamamlamaktadır. Bütün üyeler, tam anlamıyla, gereken niteliklere sahiplerse ve daha önce belirtilmiş olan diğer koşulların bu üyeler arasında geçerli oldukları kabul ediliyorsa, bu takdirde, bu insanların, yani vatandaşların bağlayıcı kararlan almalarını sağlayan usûller bu dört kritere göre değerlendirilmelidir.... *

 

POLİARŞİ

 

Poliarşi, en genel düzeyde, iki geniş özelliğiyle ayırt edilen bir siyasal düzendir: Vatandaşlık, yetişkinlerin görece geniş bir bölümünü içine alacak denli genişletilmiştir ve vatandaşlık haklan muhalefet etme ve yönetimde en üst düzeyde bulunan görevlileri seçimle işbaşından uzaklaştırma olanağını içermektedir. İlk özellik, poliarşiyi, muhalefete izin verilmiş olmakla birlikte, yönetimlerin ve onların yasal muhaliflerinin sadece küçük bir grupla sınırlandırılmış olduğu, genel ve eşit oy hakkının kabul edilmesinden önceki İngiltere'de, Belçika'da, İtalya'da ve diğer ülkelerde varolan türden daha dışlayıcı yönetim sistemlerinden ayırmaktadır. İkinci özellik, poliarşiyi, yetişkinlerin çoğu vatandaş olsa bile, vatandaşlığın muhalefet etme ve yönetimi seçimle işbaşından uzaklaştırma hakkını içermediği, modem otoriter rejimler gibi rejimlerden ayırmaktadır.

 

POLİARŞİNİN KURUMLARI

 

Daha özgül olarak belirtirsek ve sözü edilen iki genel özelliğe biraz daha fazla içerik kazandırırsak, poliarşi, bir yönetimin poliarşi olarak nitelendirilebilmesi için hepsinin birden bulunması gereken yedi kurumun varlığıyla diğerlerinden ayırt edilen bir siyasal düzen olmaktadır.

1.         Seçilmiş Görevliler: Yönetimin izlenecek politika ile ilgili kararları üzerindeki kontrol, anayasal olarak, seçimle belirlenmiş görevlilere bırakılmıştır.

2.         Özgür ve Adil Seçimler: Seçilmiş görevliler, sık aralıklarla yapılan ve zor kullanmanın yaygın olarak görülmediği, adil bir biçimde yürütülen seçimlerle belirlenirler.

3.         Kapsayıcı seçme hakkı : Pratikte her yetişkinin görevlilerin seçiminde oy kullanma hakkı vardır.

4.         Mevki için yarışma hakkı : Pratikte bütün yetişkinlerin, yönetimde seçimle belirlenen mevkiler için yarışma hakkı vardır. Ancak, bir mevkiye seçilmek için gereken yaş sınırı, seçme hakkı için getirilen yaş sınırından daha yüksek olabilir.

5.         İfade Özgürlüğü: Vatandaşlar, ciddi bir cezalandırma tehdidi altında olmaksızın, geniş anlamıyla siyasal meseleler hakkında, görevlilerin, yönetimin, rejimin,  sosyoekonomik düzenin ve yürürlükte bulunan ideolojinin eleştirisi de dahil olmak üzere, kendi düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptirler.

6.         Alternatif Bilgilenme: Vatandaşlar, alternatif bilgilenme kaynaklarına ulaşma hakkında sahiptirler. Ayrıca, alternatif bilgilenme kaynakları vardır ve hukuken korunmaktadırlar.

7.         Örgütsel Özerklik : Yukarıda sıralananlar da dahil olmak üzere, çeşitli haklarını gerçekleştirebilmek için, vatandaşlar , siyasal partiler ve çıkar grupları da dahil,  görece özerk kuruluşlar ve örgütler oluşturma hakkında da sahiptirler.

Bu önermelerin sözde değil gerçekten var olan hakları, kurumları ve süreçleri nitelendirdiğini anlamak önemlidir. Aslında, dünya üzerindeki ülkeler, bu kurumlardan her birinin gerçekçi bir anlamda varolup olmadıklarına göre, yaklaşık olarak derecelendirilebilirler. Sonuç olarak, bu kurumlar, bugün veya geçmişte hangi ülkelerin poliarşiler tarafından yönetildiklerine karar vermek için birer kriter olmaktadırlar. Bu derecelendirme ve sınıflandırma, daha sonra, ileride göreceğimiz gibi, poliarşi için elverişli olan veya ona zarar veren koşulların araştırılmasında da kullanılabilir.

 

POLİARŞİ VE DEMOKRASİ

 

Ancak, poliarşi ile sadece modern dünyaya özgü, belirgin bir siyasal iş düzen tipi olması yüzünden ilgilenmiyoruz. Burada poliarşi, demokrasi üzerinde yarattığı etkileri nedeniyle bizi ilgilendiriyor. O halde, poliarşi demokrasi ile nasıl bir ilişki içinde bulunmaktadır.

Kısaca, poliarşinin kurumları, geniş-ölçekli, özellikle de ulusal devlet ölçeğindeki bir demokrasi için zorunludur. Konuyu biraz farklı bir biçimde ifade edersek, poliarşinin tüm kurumları, bir ülkenin yönetiminde demokratik sürecin en üst, düzeyde  gerçekleştirilebilirliğini sağlamak için gereklidir. Buradaki yedi kurumun hepsinin gerekli olduğunu söylemek, bunların yeterli olduğu anlamına gelmez.

Poliarşi ile demokratik sürecin gerekleri arasındaki ilişki, tablo 1 'de ortaya konmuştur.


 

Tablo 1 - PAOLİARŞİ VE DEMOKRATİK SÜREÇ

KURUMLAR                                     GEREKLİ KRİTERLER

1.         Seçilmiş görevliler                                I. Oy verme eşitliği

3.         Özgür ve adil seçimler       

1.         Seçilmiş görevliler                                II. Etkili katılım

3                      Kapsayıcı seçme hakkı

4                      Mevki için yarışma hakkı

5                      İfade özgürlüğü

6.         Alternatif enformasyon

7.         Örgütsel özerklik         

5.         İfade özgürlüğü                        III. İyi Kavrama

6.         Alternatif Bilgilenme

7.         örgütsel özerklik          

1.         Seçilmiş görevliler                                IV. Gündemin İzlenmesi

2.         özgür ve adil seçimler

3.         Kapsayıcı seçme hakkı

4.         Mevki için yarışma hakkı

5.         İfade özgürlüğü

6.         Alternatif Bilgilenme

7.         örgütsel özerklik   

3.         Kapsayıcı seçme hakkı            V.Kapsama    

4.         Mevki için yarışma hakkı

5.         İfade özgürlüğü

6.         Alternatif Bilgilenme

7.         Örgütsel özerklik         


 

POLİARŞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

Otoriter rejimler tarafından yönetilen ülkelerde yaşayan demokratların belirgin özelliği, ülkelerinin bir gün poliarşi için gereken aşamaya geleceğine dair canlı bir umuda sahip olmalarıdır. Uzun bir süredir poliarşi ile yönetilen ülkelerdeki demokratların belirgin özelliği ise, poliarşinin demokratik olmak bakımından yetersiz olduğu ve bunu daha da demokratik kılmak için bir şeyler yapmanın gerektiği inancıdır. Bununla birlikte, demokratlar, demokratikleşmenin bir sonraki aşamasının ne olacağı hakkında birçok farklı görüş ortaya koymalarına rağmen, şu ana kadar hiçbir ülke poliarşiyi aşarak daha "yüksek" bir demokrasi evresine geçmiş değildir.

Poliarşinin birkaç nesil veya daha fazla bir süre boyunca, hiçbir kesintiye uğramaksızın varolduğu demokratik ülkelerdeki aydınlar, sık sık poliarşinin kurumlarından hoşnutsuz ve bu kurumların eksikliklerini hor gören bir anlayışa sahip olsalar da, bu kurumlardan yoksun bırakılmış demokratların neden onları, iyi ve kötü yönleriyle bir bütün halinde son derece arzu edilir şeyler olarak gördüklerini anlamak zor değildir. Çünkü, poliarşiler, varolan dünyadaki hiçbir gerçek alternatifinin boy ölçüşemeyeceği kadar geniş bir insan hak ve özgürlükleri kümesini sağlamaktadırlar. Poliarşinin ayrılmaz bir parçası, poliarşinin kendisini tahrip etmeden derinlemesine veya kalıcı bir biçimde ele geçirilemeyecek olan cömert bir özgürlük ve kontrol alanının olmasıdır. Ayrıca, daha önce gördüğümüz gibi, demokratik ülkelerdeki insanlar, başka hak, özgürlük ve yetikleri de arzuladıkları için, bu aslı alan çok daha fazla genişlemiştir. Poliarşinin kurumları, her ne kadar, küçük bir şehir-devletinde varolabilecek bir vatandaş katılımın kolaylığını  ve canlılığını garanti etmese, hatta yönetimlerin vatandaşlar tarafından yakından kontrol edilmelerini veya izlenen politikaların her zaman vatandaş çoğunluğunun isteklerine denk düşmesini sağlamasa bile, en uç noktada, bir yönetimin, vatandaşların çoğunluğunu derinlemesine yaralayan politikalar uzun  süre devam ettirmesini  imkansızlaştırmaktadır. Bundan da öte, bu kurumlar, bir yönetimin önemli sayıda vatandaşın karşı çıkacağı ve sahip bulundukları hakları bu imkanları kullanarak altüst etmek amacıyla gayret gösterdikleri politikaları yürütmesini hemen hemen imkansızlaştırmaktadır. Ortak kararlar üzerindeki vatandaş denetimi, katılmacı demokrasi rüyası eğer gerçekleştirilebilmiş olsaydı uygulama imkanı bulacaklar güçlü kontrole göre daha zayıf olsa da, vatandaşların seçilmişlerin yeniden seçilmelerini ve izledikleri politikaları veto etme olanağını, bunların bir çok vatandaş tarafından karşı çıkılan politikaları empoze etmelerinin önünde güçlü ve sürekli başvurulan bir engel olmaktadır.

Dolayısıyla, tarihsel ve varolan olasılıkları ile karşılaştırıldığında, poliarşi, insan yapısı bütün yönetim biçimlerinin en olağanüstü olanlarından birisidir. Yine de, poliarşi, kuşkusuz demokratik sürecin gerçekleştirilebilmesi a.ısından oldukça eksik kalmaktadır.

 


 

[1] Bu çalışma Dahl’ın “Democracy and Its Critics” adlı eserinin sayfa 57-66 arası tercümesidir. Bkz:Key Concepts In Critical Theory Democracy Edited by Philip Green, Humanities Press, New Jersey, 1993, Robert A. Dahl “Democracy and Its Critics” in, pp.57-66.


 

[2] Demos: Eski yunanca da halk anlamına gelmektedir.

* [Dahl’ın daha sonar ilave ettiği gibi "Demos bütün yetişkinlerin niteliklerini oluşumun bağlayıcı ortak kararında yansıtmalıdır. Tam demokratik bir süreç için bu öneri beş ve nihai kriterde karşılanmaktadır."-Editör Notu.]